seninle konuşurken daha önce hiç hissetmediğim bir şey hissetmiştim. beni, ilgi alanlarımı, garipliklerimi, çok iyi anlıyordun. sadece seninleyken kendimmiş gibi hissediyordum. sende, senin eserin olan her şeyde bir öz hissediyordum, böyle birisiyle birlikte olmak paha biçilemez bir şeydi. seni anlamakta neredeyse hiç zorlanmıyordum çünkü ben ne yapardım diye soruyordum ve bu gerçekten yeterli oluyordu. böyle geçmiş zaman kipiyle anlattığıma bakma, ben hala güzel şeyler düşünüyorum, sana diyordum ya hevesimi yitirmekten korkuyorum diye, anladım ki o öyle kolay olmuyormuş. hiç konuşmadığımız günlerde bile senin varlığınla huzur buluyordum.

sana çok değer veriyorum, çünkü sen bu değeri fazlasıyla hakediyorsun. benim tanıdığım en iyi insan sensin. son aylarda bir şeyler oldu, ya da daha doğrusu bir şeyler olmayı bıraktı.

ben sana bir şeyler aracılığıyla bağlı olduğumu düşünüyordum başta, yani bir sebepten dolayı anlaşamadığımızda eskiden neyi doğru yapıyorduk da şimdi olmuyor diye düşünüyordum. anladım ki ben sennin bakış açını seviyormuşum, özünde yani. senin bir şeylere yaklaşımın bana hep çok hitap etmiş, kendimi de daha iyi anlamama yardımcı olmuş, bunu anlıyorum.

(bu arada, sürekli geçmişe dönüp, şu anda ne eksik, diye sormamın sebebi seninle ilişkimi karşılaştırabileceğim bir şey olmaması, daha iyisi yok çünkü.)

ikimizin hayatındaki gümdemler, benim için işe hala tam adapte olamamış olmam, senin için de ağva’daki yaşam stresi, aramızdaki yaratıcı katmanı zayıflattı. ikimizin de üretici kişiler olduğumuza inanıyorum, bize bu lazım. gün içinde ilgi çekici şeyler yapmak, paylaşmak, şaşırmak, heyecanlanmak, içimizin duygularla dolması… uzunca bir süredir seni heyecanlandıramadığımı hissediyorum, bunun için kendime kırgınım. neyi yapamıyorum, ne eksildi de böyle oldu diye düşünüyorum. bu yeni bir şey değil, daha önce müdahale etmemiz gerekirdi biliyorum, ilişkimizdeki temel sorunlardan birinin heyecan eksikliği olduğunu kabul ediyorum. bu “doyum” meselesi beni çok düşündürüyor.

aslında bu “yaratıcı katmanı” geri getirmeye uğraştım, en azından senin içinde bir şeyler alevlendirmeye çalıştım fakat pek başarılı olamadım. bir şeyler yaptırmak için “şu domaini al, şuraya blog aç, şu şarkıyı yap” demek kendi başına ilkel bir tepki, bunu kabul ediyorum ama yine de sorunu görmezden gelmiş değilim.

seni anlayamadığım konusuna gelirsek, dediğim eski kendimi düşünme ve seni projeksiyonlama şeyi bir yerden sonra başarılı olmamaya başladı, sanki bir yerde bizim düşünsel doğrularımız (matematikteki doğru) birbirinden saptı, hayatımızdaki diğer kişileri ve olayları yönetme biçimimiz değişti (ki bunun sebebi değişen hayatımız da olabilir), ve ben seni bir yerden sonra eskisi gibi anlamamaya başladım. ben zaten anlayamadığımı kabul ediyorum, ki bu yüzden x y z’i açıklayabilir misin, farklı şekilde söyleyebilir misin diyorum sana. bence bu sorular aramızdaki şeyi zedeyeleyecek nitelikte olmamalı, farklı bir yaklaşım evet ama yine de efor sergiliyorum çünkü seni anlamak istiyorum. ayrıca, senin düşündüğün şeylerle kendini ifade etme yöntemin arasında farklılıklar olduğunu düşünüyorum, yani benim anlamamam tek başıma benim kabahatim değil, duyguların yoğun ve karmakarışık, bunu anlıyorum ve bu durumun senin bana yazma şeklini etkilediğini düşünüyorum. zaten bu yüzden farklı şekilde söylemeni rica ediyordum. özellikle dün akşam söylediğin şeyler gerçekten karışıktı,

birbirimize karşı geçmişten günümüze getirdiğimiz negatif şeyler de benim canımı sıkıyor, düzgün iyileşmeyen yaralar daha fazla sorundan başka bir şey getirmiyor gerçekten de. benim “baş ağrım” uydurma bir şey değildi ama senin üzerindeki etkisi basit bir ağrıdan çok bambaşka bir yere evrildi. o zamanlarda sana iyi davranmadım ve bunu anlamakta pek başarılı olamadım. bazen gerçekten tam olarak anlamadan birbirimizi hırpalıyoruz, bunları açığa çıkaramazsak (burada açığa çıkarması gereken kişi bendim) içimizde kaynamaya devam ediyor, bu korkunç bir şey.

senin sorularına benim sorularımın sebebi, cevapların tam olarak bende olmaması. ben öyle görüyorum ki, ikimizin de içinde filizlenen, köküne inilmesi gereken bir şeyler var. kendi kökümüze ancak kendimiz inebiliriz, ben senin yanında olurum, sana yardım ederim ama belli bir derinliğe kadar gelebilirim. bu benim bir eksikliğim değil, sadece bu böyle bir şey. yine de, birbirimize her konuda yardımcı olabileceğimizi biliyorum. ben senin yanında olmak istiyorum, sadece bunu istiyorum, seni daha iyi anlamak istiyorum, bunun için uğraşıyorum.

açıkçası benim sabrım ve gidişatımız ile ilgili şeyleri söylediğinde sana kızdım. benim öyle gösterdiğim büyük bir sabır yok, olsa zaten hissedersin ki, daha ortada gerçek anlamda bir şey yokken ayrıldığımız ve sana karşı düşünce beslediğim senaryoların anlamsızlığı beni sinirlendirdi. dürüst olmak gerekirse ben “we are probably done” gibi bir şey hissetmedim, içinden geçtiğimiz sürece saygı duymaya çalıştım, çünkü öyle kolay şeyler değil, ikimiz için de. uzakken daha da uzak olmak ve senin günlük hayatının bizim iletişimimizin önüne geçmesini kabullendim, bunu yaparken öyle düşündüğün gibi bir sabır gösterisi yapmadım, sadece saygı duydum. xyz zaman sonra geriye bakıp sana sinirli olmamı ya da farklı şeyler düşünmemi söylemen bile aslında ne kadar ayrıştığımızı gösteriyor bana, çünkü ben böyle şeyler düşünen birisi değilim, benim yapımda kin tutmak zaten yok. bu kin tutamama benim muzdarip olduğum bir şeyken böyle söylemen fazla tepki vermeme neden oldu. yaptığım metafor da oldukça yersizdi, bunu kabul ediyorum.

ben seninle birlikte olduğum anlarda doyum halinde hissettim, çünkü seninle olmak bana özel hissettirdi. bana göre aramızdaki şey çok özel ve yerini asla tamamlayabileceğim bir şey değil, açıkçası senden daha iyi bir insanla tanışacağımı da düşünmüyorum. anlayacağın gibi benim de düşüncelerim karışık ve cevaptan fazla sorum var, ama aramızdaki şeyin bütün bunlardan daha güçlü olduğuna inanıyorum. buna içtenlikle inanıyorum. eğer yazım olması gerekenden daha karışıksa beni affet, dürüst olmak gerekirse duygularımı yazıya dökmek benim için çok kolay olmadı. seni hayal kırıklığına uğratmak gerçekten yapmak istediğim son şey, senden uzak kalmak da.

https://www.youtube.com/watch?v=sl1lN20Mkb8

emirhan